boşuna ninjayız demedik işte kapı gibi diplomam

Flickr Hesabımı Ziyaret Etmek İstersen Buyur

invicto - View my most interesting photos on Flickriver

27 Mayıs 2010 Perşembe

KÖPRÜDEN GEÇEMEYEN DOST(!)

Hepimiz bazen birileriyle o kadar yakınlaşırız ki dostluğumuzu ya da kardeşliğimizi hiçbir şey engellemiyormuş gibi görünür, bizi ayıran küçücük bir köprü vardır, hepsi o kadar.
Ama tam sen bu köprüye adım atacakken sana şu soruyu sorsam : "bu köprüyü geçip bana gelir misin?" işte o anda artık bunu istemeyiverirsin, sorumu tekrarlasam öylece suskun kalırsın.
O andan itibaren aramıza dağlar ve azgın nehirler girer, bizi ayıran ve birbirimize yabancılaştıran duvarlar bitiverir önümüzde ve bir araya gelmek istesek de artık yapamayız.
Ama o küçücük köprüyü düşündügünde sözcüklere sıgmayacak kadar büyüyüverir gözünde; yutkunur ve şaşar kalırsın...

Friedrich Nietzsche

20 Mayıs 2010 Perşembe

Yalnızlığına kaç dostum !

Yalnızlığına kaç dostum !

Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş,küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum.
Seninle nasıl susulacağını pek iyi bilir orman ve kaya.
O sevdiğin ağaca benze yine sen, o geniş dallıya: sessiz ve dinlercesine sarkar o, deniz üstüne.
Yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar; pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü
ve ağılı sineklerin vızıltısı başlar.
Dünyada en iyi şeyler dahi, göstereni olmazsa değersizdirler:bu göstericilere büyük adam der halk.
Halk pek anlamaz büyükten, yani: yaratıcılıktan.Ama büyük şeylerin bütün göstericilerinden ve oyuncularından hoşlanır.Yeni değerler yaratanların çevresinde döner dünya - görünmeden döner.
Oysa oyuncuların çevresinde döner halk ve şan: "dünyanın gidişi" böyledir.
Ruh vardır oyuncuda; ama ruhun vicdanı pek yoktur. O hep, en çok inandırdığı şeye inanır - kendine inandırdığı.

Devirmek - onca tanıtlamaktır bu. Çıldırtmak - onca kandırmakdır bu.
Ve onca kan, bütün kanıtların en iyisidir. Ancak duyarlı kulaklara sızan gerçeğe, yalan ve hiç der o.

Gösterişli soytarılarla doludur pazar yeri - ve halk övünür büyük adamlarıyla.Bunlar onca o anın efendileridirler.

Bu dediği dedik, bu sıkıcı kişileri kıskanma, ey gerçek tutkunu !Dediği dedik kişinin koluna hiçbir zaman asılmamıştır gerçek.

Pazar yerinden ve şandan uzakta yer alır büyük olan her şey.Hep pazar yerinden ve şandan uzakta barınmıştır yeni değerler yaratan.

Yalnızlığına kaç dostum: görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş.
Sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç ! Yalnızlığına kaç ! Sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın.
Onların göze görünmez öclerinden kaç ! Onlar sana karşı öcden başka bir şey değildirler.Artık el kaldırma onlara ! Sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değildir ki ...

Nietzsche

12 Mayıs 2010 Çarşamba

PASAPORTÇULAR TRAFİKÇİLERE KARŞI

Bu gün pasaportu uzatmak için ilçe emniyet müdürlüğüne gittim,önceden aldığım duyumlara güvenerek kuşluk vakti hemde.

Duyumlar gerçekmiş dostlar iyiki de uykudan feragat etmişiz yoksa vay halimize.Daha memurlar pire uçururken biz sıradaydık birkaç psikoyla birlikte benim gibi.Kendi aramızda ufak bir yönetim otoritesi bile oluşturduk, diğer psikolar yaşlı bir teyze ile amca olduğundan olsa gerek liderliği bana verdiler bu otoriter yapıda.

Düşündük şimdi biz buraya geldik ama ortada bi numara vs. yok birazdan gelecek apaçiler sırada önlere kaynamak için türlü türlü numaralar yapacaklar biz de hazır karakolun önündeyken “karakolluk olma”halini kolayca yaşayabileceğiz.Psikolardan teyzem hemen bi kağıt kalem çıkardı amcam da dedi yaz evladım bir ben ,iki teyzen, üç sen bundan sonra böyle biline,tabi biraz içerledim beni üçe attılar ama hakları yaşları gereği ve önce gelmelerinden ama bana kıyak yapmamalarına hem üzüldüm hem sevindim adaletli insanlarmış,neyse fermanı yazım nöbete başladım geleni benden sonra izaya sokup veriyorum sıra numarasını.

Sonra bir ara farklı bir apaçi grubu geldi bunlar trafikçilermiş(plakaydı,ruhsattı ,ehliyetti işleri yani),biz pasaportçulardan ayırmak için onlara ayrı liste yaptım.Daha doğrusu içlerinden uyanık bir apaçinin kendilerini bizim listeye dahil etmesini son anda kağıdı caaart diye yırtaraktan önledim, alın lan yamyamlar bu sizin listeniz diğer tarafa sıralanın dedim.

Ben kapı önünde bekçi gibi dikilirken sağıma ve soluma iki sıra olarak pasaportçuları ve trafikçileri dizdim.Sonra vakit gelip kapılar açıldığında bir pasaportçulardan yolluyorum içeri bir trafikçilerden, anaaa o ne bi baktım kaptırmışım kendimi sıram elden gidiyor arada trafik polisi gibi akışı sağlıyorum hemen verdim listeyi ve yetkiyi sıradaki adama sen devam et kardeş deyip attım kendimi içeri.

3. Olmanın gururu ile evraklarımı en hzılısından teslim edip olay mahalini terk ettim mutlu mesut.

Bu günden aklımda kalan ise normal standartların çok üzerinde olan süper polis memuruydu.Adam sabır ve kibarlık timsali yeminlen.Ula orada iki saniyede aklımı aldılar benim gereksiz sorularla gelip gidenlen,yok ısrar etmeyin o sorulara girip daraltamam kendimi bi daha.Ama polis memuru tüm gereksiz sorulara en nazik hali ve en açıklayıcı şekilde cevap verdi.Ben olsam o sorulara devlet memuruna hakaretten işlem papardım o derece.Saygılarımı bir kez daha iletiyorum kendisine .

Hadi canlar terli terli su içmeyin sakın yaz geldi malum…


edit:ahanda çok geçmeden haber oldu mevzu,ileriyi görmüşüm resmen biliyordum böyle olacağını bu işin :)

http://www.milliyet.com.tr/pasaportta-cile-donemi/turkiye/sondakika/13.05.2010/1237423/default.htm
A©G