boşuna ninjayız demedik işte kapı gibi diplomam

Flickr Hesabımı Ziyaret Etmek İstersen Buyur

invicto - View my most interesting photos on Flickriver

31 Ağustos 2010 Salı

KISKANÇ KARI ALESSANDRO AMBROSIO

İyi ki Adriana'cıım geldi Türkiye'ye ve Acun'un  yarışmasına katıldı (kıskanmıyor değilim şu Acun'u da heee)

Kıskanç karı dayanamadı hemen buralara gelmişken atmış kapağı yarışmaya. Adriana'dan neyim eksik demiş.
Yazardım buradan eksiklerini ama rencide etmek istemiyorum seni Alessandro, lütfen uzatma gel yarış efendi gibi.
Ayrıca seni de severiz sevmeyiz demedik ama Adrina bizim için başka bunu kabullen artık.
Acun'un programında VARIM DİYOOOR olacağını da bu vesile ile sağa sola duyurayım dedim bu kıyağımı da unutma.
Yarın akşam bu arada ilgililere tekrar duyurulur








http://www.celebrity-gossip.net/adriana-lima/adriana-lima-swarovski-sexy-368610

(buralarda daha fazla fotoğrafa ulaşabilir son güncel fotoğraflarıdır )

http://www.hotcelebshome.com/2010/05/28/adriana-lima-swarovski-crystal-store-opening-in-madrid/





30 Ağustos 2010 Pazartesi

MİM

Vay ki vay hey ki hey.
 Ben ki kendi halimde yazar çizerken bir komşum oluverdi  adı illegalsmile , onun biloğu yanında benimki arka mahallenin çöplüğü ama sağ olsun o hiç bırakmadı bu çöplüğü. Geçenlerde de yapmış yapacağını mimlemiş beni, hemide Okurken en zevk aldığın 3 Blog sorusuna cevap olarak vermiş bizim çöplüğü. Sağ olsun var olsun.
Bir de davet göndermiş ben de severek davetini kabul ettim ve mimini devam ettiriyorum.
Saygılarımla komşum....

 1-Lakabın varmı varsa nedir ?
En çok söylenen "Manyak" kelimesiydi, çeşitli manyaklıklardan dolayı,özellikle tehlikeye olan düşkünlük olabilir bu lakaba sebebiyet.
2-Son zamanlarda diline dolanan şarkı ?
Sen nasıl başardın yüzyıllık ağaç gibisin
Nasıl böyle kaldın
Büyürken eskimeyen, eskisede değerlenen
3-en son neye - kime aşık oldun ?
denize aşıktım geçen yine oldum yarın yine olurum, denize aşkım sonsuz
4-en son okuduğum kitap/film ?
okuyamıyorum elime yapıştı kitap, Sürü var yarılarındayım ama gitmiyor.Film ise Kapı, kitap okuyamazken üst üste 2-3 filmi izleyebiliyorum :)
5-Son zamanlarda en çok özlediğin...
iki seksen uzanıp boş boş vakit geçirmek
6-Bir günlüğüne ünlü biri(oyuncu-şarkıcı-politikacı) olma hakkı tanınsaydı kim olurdun ?
Cüneyt Arkın olurdum, topkapı surlarında keklik gibi sekerdim.
7-Yarınn sabah ilk planın ?
yapmam gereken o kadar çok şey varki anlatsam fena sıkılırsınız
8-En sevdiğin Huyun ?
Huyum Kurusun (marka gibi valla) iyi arkadaşımdır, ama çok yıprattı bu huy beni (o yüzden kurusun dedim)
9-Şuanki mesleğinde - bölümünde olmasan ne olurdun ?
ninja olur alayını götünü keserdim, yok yok ülke ülke il il gezip değerlendirme uzmanı olurdum tatilden tatile koşmak isterdim.
10-Okurken en zevk aldığın 3 Blog ?
illegalsmile  çok güncel çok keyifli
agressif pollyanna  akrabam diye demiyorum komik kızdır
pucca güneş balçıkla sıvanmaz tabi, karnımı ağrıtan yazıları var okurken sıçırtıyor bazen,komik hatun biraz arıza ama kmik yinede.


ben de mimliim tabi pucca yı mimlesek şimdi sallamaz bizi, bu durumda kuzen sana çıktı ihale buyur bakalım :)


agressif pollyanna

26 Ağustos 2010 Perşembe

ANILAAAAAR 6...

Yine birgün  mahalledeyim, kankalar geziyoruz muhabbet filan böyle herzamanki gibi.
Şevket isimli arkadaş evlerinin bahçesindeki duvarın yıkılıp tekrar yapılacağını anlatmaya başladı.Babası duvar eski döküntü olduğu için yenileyecekmiş.

Anam ben bu lafı duydum ya bir coştum kafamda planlar sahneler uçuşmaya başladı, hemmen Şevket'e "yarın yıkıma beni de çağır bak sabah kaç olursa olsun uyandır gelicem" dedim.

Neden nooldu diyince  300 spartalı edası ile göğüs dışarı kendime gizemli bir hava katarak "Ben yıkacağım o duvarı" dedim.Görsen sanki Berlin Duvarını yıkıyorum.

Bunlar şaşırdı tabi ama benim de ne kadar ninja bir insan olduğumu biliyorlar, zaten Şevket tırsıyo benden kulağını yakmıştım ya hani...

Tamam dedi. O an yaşadığım mutluluğu anlatamam, gözümün önünde Cüniiiyt abimin (Cüneyt Arkın) buzdolabına filan hunharca giriştiği uçan tekmeler attığı sahneler mi sitersin çeşit çesit ninja filmlerinde havada uçan tekmeleri ile gezen ninjalar mı istersin geçip duruyor. (tarihler zamanlar filan uymayabilir bu delilikle kesin zamanlar veremiyorum o reklam belki o dönem değil sonrasında da olabilir üstüme gelmeyin sakın uçan tekme atarım)
Yıkım şekli belli ne balyoz ne belediye bizzat ben şahsen kendim ve uçan tekmem. O gece zor uyudum duvar yıkacağım diye heyecandan.
Sabah oldu beni uyandıran filan yok koşarak kahvaltı etmeden olay mahaline gittim, o da ne duvar yerle bir yerne yenisi yapılıyor :((( ühüü gözlerim karardı fenalaştım , hemen Şevket'e koşup yakasına sarıldım ve erik ağacı gibi silkeledim onu "bunu bana nasıl yaparsın" diye çemkirdim. Çocukceğiz de ık mık napiim babam filan diyebildi.
Allahın delisi ile mi uğraşacaklar sabah sabah tabi.
Yani bizim uçan tekme boşa gitti, sonradan intikam için o yeni duvara doğru uçmak istesemde sevgili arkadaşıma bunu yapamazdım.
Şevko okuyorsan beni affet zaten senin kulağı da yaktıydım kabahatim çok, çocukluk işte...

Anılar sesisin başlangıcı geride kaldı kolaylık olsun link vereyim hadi

http://hamyaparim.blogspot.com/2010/03/anilaaaaar.html

A©G

ANILAAAAAR 5...

Yine birgün yaramazlıktayım bu sefer mahalede değil şehirler arası başka bir mevkide deplasmandayım.Akşam saatleri baktım birkaç adam sote karanlık bir köşede içip muhabbet ediyorlar kafam güzel modundalar sohbet koyu, arkadaşlara dedim şunları bi ayıltalım. hemen aramızda para toplayıp en yakın bakkaldan torpil temin ettik ve 2 gruba ayrıldık, tabi ki ben saldırı timindeyim diğer gruptaki arkadaşlarda gözlemci rolünde. operasyon şu şekilde kararlaştırıldı ben ve bir arkadaş ilgili kişilere görünmeden sızma yapacak toprillerin fitilleri kısaltılıp çabuk patlaması sağlanacak ve bu eylem gerçekleştirilirken de diğer çocuklar olaydan habersiz gibi hedeflerin yakınından yoldan geçiyor gibi olayı gözlemleyip bize anlatacak.

Operasyon başarıyla sonuçlandı sızma harikaydı torpilleri yakıp adamların altına attıktan ve patlama yaşadıktan sonra yerlerinden fırlamalarını görmeliydin sevgili okur, hoş biz de saldırı timi olak göremedik ama gözlem timi detayları anlattı.* tabi ki kimse yaralanmadı sadece korku salındı.

A©G

ANILAAAAAR 4...

Yine birgün mahalledeyim, o ateş yakma mevzusu ne ise ilk insanların keşfi gibi bütün çocuklar bayılır ya işte bende yaktım ateşi çer çöp ne varsa tutuşturdum , çocuklar toplandı tabi şenlik ateşine herkes atıyor birşeyler, sonra eriyen plastiklerden biri dikkatimi çekti sopa ile kurcalamaya başladım ,hoop daldırıyorum sopayı kaldırıyorum eriyik halinde plastiklerle oynuyorum. o sırada sopayı ateşten uzaklaştırırken arkadaşlardan birisi ateşin yakınlarındaymış ,sopanın ucundaki sıcak plastik ak çocuğun kulağa damla sen, anam bir feryat figan ne olduğunu anlamdım tabi baştan sonra çocuk zurnayı düzüp koşuşturmaya başlayınca bende araziye uydum.
A©G

ANILAAAAAR 3...

Yine birgün mahalledeyim ,aklımda parlak bir fikir , etraftaki çocuklardan gönüllüler topluyorum, hepsine evden annelerinin altın kutularından getirmelerini istiyorum boş olarak tabi sadece kutu altınla işimiz yok bize kutu lazım.geliyor kutular ve birazda ambalaj kağıdı buluyoruz.sonra mahallede tırım tırım, kedi köpek gibi hayvanatların pisliklerini arıyoruz.bulduklarımızı kutulara koyduruyorum ve bir güzel paket yapıyoruz. dışarıdan bakınca içinde cumhuriyet altını bulunan kutu ama içinde kedi köpek pisliği var.
İşlek caddelere doğru yöneliyoruz ve kutuları en görünür yerlere bırakıyoruz. bir tane bırakıyoruz ve uzaktan izliyoruz kim alacak diye.kurbanlar geçiyor ,kimi görmüyor , kimi hafif tekmeleyip geçiyor,kimi de tekmeleye tekmeleye uygun bir yere getirip hoop atıyor cebe.biz gülmekten kırılıyoruz tabi.hele ki biri vardı sözlük ne sevinmişti garibim ya cebe attı paketi ikidebir çıkarıp çıkarıp bakıyordu cebinden , acaba açınca ne yaptı.bu arada pisliği koyup kutuyu direkt kapatmıyorduk oisliğin üstüne o altınların koyulduğu süngerimsi maddeyi koyuyorduk ki içine bakmak için onu alırken elini pisliğe bulaştırsın diye kurbanımız.( kurbanlardan biri bunu okumasa bari abi cocuktuk o zaman affet beparmagi bandira)

O kutular bitince bu sefer boş kolonya şişelerini,tuvaleti gelen arkadaşların gülsuları ile doldurup paketleyip halkın hizmetine sunduk.çoğunuz bu anlatılanlara belki geyik olarak bakacak ama malesef doğru sevgili okur.
Hele o çifti unutamam kibar adamcağız paketli kolonyayı alıp,açtıktan sonra önce kendi eline döktü, çocuk çişi gülsuyu gibi olsa gerek onayından geçti ki bir de yanındaki bayana ikram etti.tüh allah cezanı vermesin hiç mi kolonya sürmedin eline evvelinde.
A©G

ANILAAAAAR 2...

Yine bir gün mahalledeyim ,cepte sapan , üst baş düzgün ancak vücüüüdün çeşitli bölgeleri yaramazlık neticesinde hırpalanmış kabuklanmış vaziyette.görüntü bu. o günkü programımda kardeşim(kobay da denilebilir) ile çeşitli patlayıcıları test etmek var. malzemeler ; füze,torpil,kızkaçıran ve çatapat.

Önce torpilleri tekli patlatarak eğlenmeye çalıştım ama yetmedi , akabinde birkaç torpili bantlayarak mahallede yıkım yaratmaya çalıştım olmadı.Ne yapsam ne yapsam derken füzeleri ard arda bantlayarak(ayak kismi cikartiliriki fuze arasina fitil yerlestirilir ve bantlanir) daha yukarılara göklere ulaşmayı hedefledim, kibriti çakmamla füze havlandı ama ağırlığından ötürü(benden ötürü beya) yalpalayarak bir bilinmeze yöneldi ben ve birader ağız açık füzenin kurbanına ulaşma anını ağır çekimde izledik, o hedef malesef kendi evimizin penceresi oldu.Kaçarak uzaklaştık.

Bu yaramazlık beni kesmediğiden ekibi genişlettim mahalledeki diğer çocuklarla buluştum, tabi patlayıcıyı gören geldi.dedim gelin size ne göstericem.merakla toplandı bütün zavallılar.önce kızkaçıranların içindeki beyaz tozu bir yer döktüm,ben önde bunlar arkada merakla bekliyorlar, yaklaşıyoruz patlayıcı toza doğru kibriti çakıp hemen kaçmaya çalışıyorum onlar da arkamda, ama tabi kibrit sönüyor,bir iki üç olacak gibi değil, eeeh dedim gelin, eğildim tozun başına kurbanlar arkamda bir çakarsın kibriti heryer oldu bembeyaz duman. ben dahil bir sürü çocuk çığlıklar içinde çil yavrusu gibi dörtbir yana dağıldı yüzünü yıkamaya su arıyor,geçici körlük yaşadık feci şekilde o eski foto makinalarında puf diye patlayan beyaz toz gibi oldu aynı,şanslıymışız ki kimsede kalıcı birşey olmadı.

Birkaç saat geçip çocukça aptallıktan olsa gerek tüm olanları unutup olaya devam ettik, elimde son olarak şerit şeklinde satılan çatapatlardan kalmıştı onu da eve dönüş yolunda kullanmak üzere saklamıştım.duvara sürtüyorum çıtır çıtır mini patlamalar oluyor hoşuma gidiyor, sonra değişik bişey yapalım dedim kardeşime yere koy sen şeridi ben taş atayım patlasın fikrini sundum, zavallım hemen işe koyuldu o daha yere sererken bir patlattım taşı çatapata,hoop bir parça patlayarak çocuğun kafaya düştü hala patlar halde biraderin kafadan dumanlar çıkartıyor bu da koşturuyor tabi kaffadaki yangınla,neyse ki ciddi bir yaralanma olmadan atlattık.annem ve babam tarafından cezalandırılarak patlayıcılarla olan bağıma son verildi haliyle.
A©G

25 Ağustos 2010 Çarşamba

BEN HEP BÖYLE ARKADAŞ OLMAK İSTEDİM, ARKADAŞLARIM HEP BÖYLE OLSUN İSTEDİM

Ben hep böyle arkadaş olmak istedim,arkadaşlarım hep böyle olsun istedim...
Hayatın hep böyle olsun isterdim ama olmadı en azından hayatın böyle olduğu zamanlarda yaşasaydım ama o da olmadı...

Aşağıda çok güzel ama bir o kadar da acı bir hayat hikayesi var, karakterleri de çok iyi tanıdığımız isimler.
Daha önce de bu hikayeyi paylaşmıştım ama Yılmaz Özdil son KPSS rezilliğinden sonra taşı yine gediğine koymuş.
Ben de paylaşayım dedim.

A©G




KPSS

KPSS


Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda dümen yapıldığı...


“Öğretmen”lik sınavında 120'de 120 doğru çıkaranların, cemaat-tarikat mensubu olduğu... Tesadüfe bak, karı-koca veya aynı evi paylaşan tiplerin, imkânsız skora ulaştığı... Soruların sızdırıldığı, iddia ediliyor.

*
Sene 1943.

*
Ankara Atatürk Lisesi'nin en pırıltılı iki öğrencisi -birbiriyle canciğer- devlet bursuyla yurtdışında eğitime gidebilmek için, Milli Eğitim Bakanı'nın makam odasına girerler. Bakan bakar çocuklara, “sen oğlum, fazlasıyla hak ettin, gideceksin” der... Sonra öbürüne döner, “sen oğlum, fazlasıyla hak ettin ama, gönderemem, kalacaksın” der. Çocuklar çıkar odadan...

*
“Kalan” elini cebine sokar, yıllardır biriktirdiği harçlıklarını “giden”e uzatır, al bunu lütfen, hiç olmazsa amacımı kısmen gerçekleştireyim der... Kucaklaşır, vedalaşır iki arkadaş.
*
Giden, Gazi Yaşargil.

*
Kalan, Can Yücel.

Milli Eğitim Bakanı'nın oğlu!

*
“Torpil yapıldı” demesinler diye, hak ettiği bursu alamayan Can, hiç kırılmaz babasına... Vekil oğlu olmak, hep ağır gelmiştir ona zaten... Protokol “portakal gibi bi şey”dir onun için, bi kez olsun binmez makam arabasına... Türkiye'nin en heyecan verici şairi olur, diliyle, zekâsıyla eşsizdir ama, bana göre en muhteşem şiiri, boyun eğmeden yaşadığı hayatının ta kendisidir... “Ömrümce muhalif yaşadım, onun için kan grubum RH negatif” der... İçeri tıkılır, kitapları toplatılır, tınmaz bile... Alnı açık yürür, Cambridge'e gitmeyi başarır.

*
Gazi, İsviçre'ye gider, Almanya'ya, oradan ABD'ye... Beyin cerrahisinde çığır açar, ordinaryüs olur, ABD'de “yüzyılın adamı” seçilir. Türkiye ise, askerlikten kaçıyor diye, vatandaşlıktan atarak ödüllendirir onu! Vatansız kalır... Sonra utanıp, Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası ve Milli Egemenlik Onur Ödülü verdiler, orası ayrı.

*
Gazi'nin oğlu olur, “Can” adını koyar...

Can'ın oğlu olur, Gazi elinden tutar, cerrah yapar... “Rengahenk” isimli kitabını Gazi'ye ithaf eder Can, “Beynin Piri Reis'i” der arkadaşı için.

*
Ve, son nefesini verirken, ABD'den gelen oğlu, kulağına eğilir Can'ın, “Gazi'nin selamı var, seni çok seviyor” der... Can'ın duyduğu son sözlerdir bunlar, gülümser, kapatır gözlerini.


*
Aynı dakikalarda, binlerce kilometre uzakta, Can'dan gelen paketi açar Gazi... Arkadaşının son eseri “Mekânım Datça Olsun” isimli kitap çıkar içinden... Açar kapağını, bakar ilk sayfasına ve ağlayarak okur, son el yazısını: “Gazi, gözümün bebeği, giderayak...”

*
Offf, of.

*
Öz oğluna bile hak ettiğini vermeye utanan Milli Eğitim terbiyesinden... Torpille, tezgâhla, şaibeyle kaynamaktan utanmayan Milli Eğitim zihniyetine.
*
Dönem arkadaşına cebindeki parayı, üstüne yüreğini çıkarıp veren pırıl pırıl öğretmen oğlundan... Dönem arkadaşının cebindeki parayı, geleceğini çalan ahlaksız öğretmen bozuntusuna.
*
Değerli öğretmen adayları...“Her Şey Sende Gizli” şiirinde şöyle der Can:

Gülebildiğin kadar mutlusun

Üzülme, bil ki...

Ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi...


*
Sakın bitti sanma...

Her şey sende gizli.

Boyun eğme asla.

Cumhuriyet'e sahip çık.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15622578&yazarid=249&tarih=2010-08-24

YILMAZ ÖZDİL

4 Ağustos 2010 Çarşamba

KANLICA

Kanlıca denilince pek çok insanın aklına sanırım meşhur
Kanlıca Yoğurdu geliyordur.

Hani şu pudra şekeri ile yenilen leziz şey.

Ben ise Kanlıca denilince daha çok eski işimi hatırlıyorum ,
4 sene o taraflarda takılınca normal tabi.

Pek çok öğle yemeğini zaten Kanlıca sahilinde yerdik.

Balık restaurantları,deniz havası,yoğurdu vs.
ile güzel bir yer Kanlıca.

Avrupa yakası bağımlısı olarak "karşı tarafta yaşayamam" paranoyasına ben de sahibim.
Bu konuda tek istisnam şimdilik kanlıca gibi gözüküyor bir imkan olsa orada yaşayabilirim bak.

Neyse uzun bir aradan sonra ilk defa tekrar gittim ,balık yedim üzerine korkmadan Kanlıca Yoğurdu'nu da indirdim mideye.

Sonra gidip deniz kenarında oturup boğazı izledim,izlerken pis boğazlığa devam edip türk kahvesi içtim.

Birkaç çılgın çaybahçesinin çatısından boğaza fırlattı kendini,
şansıma fotoğraflayabildim o anı.

Bir de Sponge Bob ve arkadaşları ile karşılaştım.
Yoğurt yemeye geldik abi dediler.






Yedik içtik gördüklerimizi de paylaşalım değil mi buyurun.






Fotoğraflar geçen haftadan...