boşuna ninjayız demedik işte kapı gibi diplomam

Flickr Hesabımı Ziyaret Etmek İstersen Buyur

invicto - View my most interesting photos on Flickriver

23 Eylül 2010 Perşembe

SİSTEM VS VİCDAN : ÇOK KÜFÜRLÜ BİR YAZI

Çok küfürlü bir yazı yazıcam açılın

sövdüm rahatladım sildim


abartmaya gerk yok değil mi bu kadar çok küfürü uzun süre tutamazdım!

A©G

HUNHAR ÇİTLER

Baştan uyarayım rahatsız edici görüntüler içeren bir yazıdır (+18) 








Vay arkadaş nasıl unutmuşum da yazmamışım yıllar yılı dert ederdim oysa bu mevzuyu kendime ben.
Hani şu sokakta yürürken sayısız kez yanından geçip gittiğimiz çitler var ya, işte onlara olan takıntımı yazasım geldi.

Ulan nasıl bir zihniyettir nasıl insanlık dışı bir yapıdır o demir parmaklıklar.
Sanırsın arkasında kazıklı voyvoda yaşıyor.
Atkadaşım hadi yaptın çitini neden uçlarını sivriltiyorsun?
Hiç mi düşünmüyorsun çoluk çocuk düşer saplar kendini oralara diye?
Hadi onu da düşünemedin o sivri demirler olunca cayıdırıcı mı oldu çitler yani?
2-3 metre yüksekte olsa anlayacağım ne işin var oraya tırmanma dersin de , diz boyu yarım bir metre yükseklikte sivri uçlu çitler var sokakta.
Bir taşa takılsan düşsen üstüne bittin, yavşağın birinin kendini koruma ya da süs zihniyeti sebebi ile.
Cık cık cık ya sevgili dostlar.
Yok yamultayım diyorum bazılarını ama kalında oluyor demirler, malkoçoğlu değiliz ki bizde.
Al eline het ciivv zıvııı diye sesler kıvılcımlar çıkartarak kes, deli ediyorlar insanı.
Bari hunharca dizdin o çitleri oraya elektirikte vereydin tam olaydı.
Sanırsın çin seddi akın var adamın bahçesine bağınada önlem almış.
Yürüyün gidin lan burdan dalıcam çok pis şimdi ama hee tepem attı bak, kütleştirin o sivri uçları asabımı bozmayın.
Yanda gördüğün üzere hırsızın bir tarafına kaçmış olan çitler zaten olayı yeterince açıklıyor.Ama inan ona bile reva değil ya, olamz olsun böyle faydası çitlerin.Yazık lan.10 yılda bir hırsızı şiş kebap yapacak diye bu hunharlık tercih edilmemeli.

Hadi ben sakinleşeyim

Kaçtım (behlül gibi değil normal gittim geleceğim yine)

A©G

21 Eylül 2010 Salı

ARKA CEPTEKİ TARAK

Arka cebinde tarak taşıyanlar ilginç gelir bana.
Başka ceplerinde taşıyanlarada aynı gözle bakarım sorun yok.
Şimdi bu adamları nasıl sınıflandırmalı?

Tedbirli adamlar mı?
Güzelliğine düşkün adamlar mı?
Antika adamlar mı?
Kılla tüyle uğraşmayı seven adamlar mı?

Ben bilemedim neyse genel olarak çepte tarakla gezenler diyelim...
Birde futbol takımı renklerinde olanlar var hiç girmek istemiyorum.

Fırt diye arka cepten çekiyorlar tarağı böyle bakakalıyorsun, emanet çeker gibi.
Hayt nooluyor oluyorsun!!
Birde böyle elle filan düzlerler geri doğru tarakla tararken.Yandan yandan keserler kendilerini.
Film tadında adamlardır valla helal olsun.

Öyle sadece belli bir kısım da taşımıyor bunu babalarımız ,dedelerimiz alt üst statü hep karışık.
Bizim yönetim katında bile var bu alışkanlık.
Üstelik çoğunluğun kel olduğu bir toplumda tarak satışları tavan yapmıştır sanırım.

A©G

8 Eylül 2010 Çarşamba

REKLAMLAR

Aga kafama takılıyor bu mevzu bir süredir. Hani şu reklamlarda filan böyle şarkılı türkülü, halaylı davullu zurnalı atraksiyonlar yapıyorlar ya akılda kalıcı olsun diye ,işte o şarkıları söyleyen kişilerin ruhi haliyetini
merak ediyorum ben.

Adam-kadın her ne ise bir ürüne türküler şarkılar düzüp çılgınca söylüyor.
Tamam aklımızda kalıyor bi şekilde o tını beynimizi kıtır kıtır kemiriyor ama ya o söyleyen o şarkıyı yazan?
Nasıl insanlardır,nasıl uyurlar geceleri ?
Hele ki bir tane makarna var anam anam unutmak imkansız cingılını , çılgınlığın ötesinde bir şey.

VERONELLİ

veronelli, veronelli
bizim makarnamız belli
işte nefis türk lezzeti
veeerooonellllliiii
ister soslu ister sossuz
ziyafetler olmaz onsuz
veronelli makarna

merak edip kendini yakmak isteyenler için:

Tanıtım Cıngılı -Şu Türklerin Yaptığına Bak

http://www.veronelli.com.tr/makarna/basinkosesi.aspx

Bu şarkıyı pardon reklamı dinlerken söyleyen kız gözümde şöyle canlanıyor, elinde koca bir bıçak
(piçak da olur yöresel) tüm ailesini katletmiş, üzeri kanlı filan, evi darma duman etmiş, mutfakta bu
şarkı eşliğnda makarna pişiriyor.

Evet abartmıyorum bu şarkı bana bu cinnet anını öncesini ya da sonrasını çağrıştırıyor.
Ben mi psikopat alt benliklerimin seslerini duyuyorum yoksa şarkı mı zaten deliliğin kendisi bilemedim.

"Sevgili günlük bugün Napolyon zaferlerinden bahsetti, ben yani Anakin Skywalker, pambık pirenses ve yedi samuray oturup dertleştik reklamlardan filan bahsettik sonra makarna bişirip yidik."

şeklinde yazmaya başlamak üzereyim, bakırköy ruh ve sinir hastalıkları koğuşundan sesleneceğim gibi hissetiririyor bana bu reklam cıngılları.Radyofobi (radyo dinleme korkusu olarak uydurdum) başlayacak
bende galiba.

Neyse canlar ciğerler olayım bu kısaca, varsa benzer deliler pardan aynı benim durumda olanlar beklerim bizim koğuşa paylaşalım dertleri.

A©G

7 Eylül 2010 Salı

OKUMAYI ÖZENDİRİCİ HAREKETLER

Beyler yaklaşın şöyle biraz , bu konu sizi daha çok ilgilendiriyor.
Şimdi biliyoruz ki okuma oranları oldukça düşük ülkemizde.Ben de dedim ki birazdan vereceğim site bir işe yaramasa bile belki eğitime katkıda bulunur.
Sitedeki hanımlar yeni bir oluşum başlatmış ve çırılçıplak kiptap okumaya başlamışlar.Hoşlarına gidiyormuş öyle.
Ama dediğim gibi ben bu durumu özellikle yurdum sınırlarında eğitime katkı olsun diye yayma çabasına giriştim.
Hangi eğitime? diye soranlara her türlü eğitime diyor ve pis pis sırıtıyorum :)))

Özetle "Ohumalık kitaap, böyle kabı olan filan" var mı diye soruyorsanız ahan da var ohu ohu bitmez...

Fazla yazmaya gerek yok zaten okuma oranları düşük demişken uzutmak abes olur.

Verdim gitti siteyi (tıklansın diye isim değiştirdim ufaktan)

seksi fotoğraflar için tıklayınız

La la koş garılar cıbıl cıbıl gitap okuyo


http://nakedgirlsreading.com/

6 Eylül 2010 Pazartesi

HAKKINI ARA-MA

Bu konuyu daha önce de okumuştum o zaman okuduğumda muhtemelen konu  henüz 8-9 seviyede ya da daha öncesiydi. Tam bir hak arama mücadelesinde dik duruş nasıl sergilenir örneği.Her normal vatandaşın yapması gereken tavır ama, evet işte amalar var. Bu amalara uzun uzun girmeye gerek yok yazıyı vereyim yeter sanırım...



Fevzi


Fevzi Budak.

Erzurum Milli Eğitim Müdürü...

AKP iktidar oldu, 2003'te görevden alındı, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Bir)


*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Şırnak'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (İki)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Üç)
*
Bir gün sonra...
Görevden alındı, Muş'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Dört)
*
Beş gün sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Beş)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Kütahya'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Altı)
*
Bir ay sonra...
Görevden alındı, Çanakkale'ye gönderildi, mahkemeye başvurdu, Erzurum'a geri döndü. (Yedi)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri gönderildi. (Sekiz)
*
(Başbakanımızın askerlik arkadaşı olan AKP milletvekili adayı, üç defa, Fevzi Budak'ın yerine Erzurum Milli Eğitim Müdürü yapıldı... Gözünü budak'tan sakınmayan Fevzi, üç defa mahkemeye başvurdu, başbakanımızın askerlik arkadaşını üç defa görevden aldırdı!)
*
(Fevzi Budak, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci'yi şikayet etti. Yargıtay, Necat Birinci'yi görevini kötüye kullanmaktan beş ay hapis cezasına çarptırdı, para cezasına çevrilerek, ertelendi. Necat Birinci, AKP'den
İstanbul Milletvekili yapıldı.)
*
(Fevzi Budak, Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik'i altı defa manevi tazminata mahkûm ettirdi. Kazandığı tazminat miktarı, faizleriyle birlikte 100 bin lirayı buldu.)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (Dokuz)
*
Beş ay sonra...
Görevden alındı, İstanbul'a gönderildi, mahkemeye başvurdu, haklı bulundu, Erzurum'a geri döndü. (On)
*
(Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü, kendisini camiada küçük düşürdüğü iddiasıyla Fevzi Budak hakkında soruşturma açtı. Ancak, mevzuata göre, sicil raporunun altı ay birlikte çalıştığı amiri tarafından hazırlanması gerekiyor... Fevzi Budak altı ay bir yerde kalamadığı için, rapor hazırlanamadı! Meslekten atılamadı!)
*
Üç ay sonra...
Görevden alındı, Ankara'ya gönderildi, mahkemeye başvurdu, gene haklı bulundu, gene Erzurum'a geri döndü. (On bir)
*
Dün...
Fevzi Budak tutuklandı!
*
Erzincan Başsavcısı'nı içeri tıkan Erzurum Savcısı tarafından ifadesi alındıktan sonra, dolandırıcılık ve yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle hapse gönderildi.
(Aha bu da on iki)

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15706754&yazarid=249&tarih=2010-09-04


sitesinden alıntıdır.

2 Eylül 2010 Perşembe

TAŞINMAK

Öncelikle farklı türleri vardır psikolojisinin.

Zorunlu olarak taşınmak ile isteyerek taşınmak arasında farklar vardır.

Kiracı olmakla ev sahibi olmak bu farklara etki eder.Kiracıların başına daha sık gelen bir mevzudur.
Zorunlu olarak taşınırken deriiiiiin bir depresyon sizi bekler,hele ki böyle ufak şeyleri takan bir tipseniz "ah o eşyalar nasıl toplanacak"vs. tripleri yakanızı bırakmaz sizi bunalımdan bunalıma sokar.

Taşınıp yerleştikten sonra bile bir süre huzura ermezsiniz.

İsteyerek taşınırken o deriiiiin depresyondaki iiii harfleri daha azdır,yine kişiye göre değişir ama bunalımlar illa ki olacaktır fakat geri planda mutluluk davardır dengeler birbirini.

İkisinde de ortak nokta çoğunlukla geride mümkün olduğunca eşya bırakmaktır,taşınırken ev yenilenmesi ile eski eşyalarda gözden düşüverir.

En önemli nedenlerden birisi de onları taşırken paketlerken vs. oluşacak zorluklardan kaçınmaktır.
bu uğurda ne köşe takımları ne beyaz eşyalar ne vitrinler umarsızca geride bırakılmıştır.
O ara tırım tırım spotçu ikinci elci alrarsınız.Milyarlar  (yeni parada binler) verip aldığınız eşyalara sıfır gibi bile olsa çeşitli kulplar takıp kötüler spotçu yamyamlar ki fiyatı öldürsün. 1000 tl eşyanıza 100 verseler iyidir.

Onların değeri yenilerini alırken (afedersiniz +18) göte giren kazıklardan sonra anlaşılacaktır.
tabi artık çok geçtir.Fakat yinede insana bir hafiflik mutluluk verir geride bırakmak eskileri.iki duble rakı içtikten sonraki keyif gibidir.

Hele ki öğrenci iken taşınmak vardır tadından yenmez,herşey amatörce yapılır çoğunlukla öyle
evden eve nakliye filan olmaz, arkadaş çevreniz bir giriştimi piranalar gibi tüketirler eşyaları.
bu konudada buzdolabı gibi ağır eşyaları tek başına sırtlayıp taşıyabilecek arkadaşlarınızın olması çok önemlidir.Normalde de kavga dövüş olduğunda faydalıdır bu arkadaşlar.arkadaşınız çoksa işiniz de çabuk biter,zaten ne eşyanız vardır ki?

Yeri gelmişken hemen bir anımı anlatayım sonra devam ederim.

Hiç unutmam okuldayken çok kez taşınmıştım bir seferinde ise koca somya divanı nakliye masradı olmasın diye arkadaşınbabasının şahin marka aracının camından taşımıştık. imkansız gibi geldi değil mi?
ama oluyor anlatayım.


Öncelikle babasının şahin marka aracı olan bi arkadaş lazım.
Bir adet kilim ya da halı gibi bir örtü.
Güçlü kol el , kasları ve azim
En az üç kişi biri çok iyi şöför.
Ağır demir somya, paslı olursa daha iyi, tam öğrenci işi.


Önce eşek ölüsü gibi ağır somya arabayı çizmesin diye şöför tarafının ters tarafına kilim serilir dışarı doğru.
istenirse somya da kilimle kaplanır boyuta göre tercih meselesi.Güçlü kol kası olan arkadaşlar şöförün ters tarafındaki ön ve arka koltuğa oturarak camları taksiciler gibi sonuna kadar açarak somyayı tutarlar.
Çok iyi şöför arkadaş mümkün olan en yüksek hızda sizi gidilecek yere ulaştırmalıdır.Zira kolların taşıma kapasitesi bir yere kadardır.İstenirse ara ara mola verilir ama o zaman komik olmaz kolay olur.
Somyayı tutan arkadaşlar eşit güçte olmalıdır, eğre biri zayıfsa somyayı düşürürse yerden kıvılcımlar çıkartan somya ile tek başınıza mücadele etmek zorunda kalırsınız. Azim gereklidir dışarıdan size deli diye bakanlara aldırmamalısınız.Mümkünse gece taşınıp gözlerden uzak olunmalıdır.
Bizzat uygulanmış başarıyla sonuçlanmıştır.konu içinde geçen arkadaşlardan arkada oturup somyayı tutan kişi
olarak söylüyorum.güçlü kol kaslarından ziyade göt korkusuda taşımakta etkili olmaktadır.

Evet devam edelim taşınma konusuna kaldığımız yerden, yemek konusu örneğin ızdırap olur.
heryer alt üst olduğundan evdeki anne eş vs. çıldırma noktasındadır asla yemek yapması beklenmemelidir.
zaten herşey kolilerde olduğundan beklenmesi de abestir.Bunun yerine lahmacun ,pide ,kebap tarzı taşınma süresince gazete kağıdı serip yiyebileceğiniz gıdalara yönelmekte fayda vardır.

Koli demişken taşınmanın kilit noktası kolidir arkadaş. ister evden eve olsun ister kendi imkanlarınla olsun
kolisiz bir taşınma düşünülemez.Çok sayıda büyük boyda koli temin edilmelidir evvela.tabi yardımcı ürün olarak da koli bantı ve bolca gazete kağıdı.Cam eşyalar itina ile gazete kağıdına sarılmalıdır.giyisiler için de hurç gerklidir, komik bir kelime olsada faydalı üründür.Koli üzerlerine de açıklayıcı notlar yazmakta fayda vardır. En önemlisi de kırılmasını istemediğiniz eşyelere KIRILACAK yazmalısınız,bu taşınma işinde olmazsa olmazdır.Kelime olarak ters anlamlı gibi olsada etkilidir.

Kolileri yaparken cimrilik yapıp az bant kullanmayın bir ande eldeki koli alttan patlayıp yerlere saçılabilir.

Cıııııııırrrt caaaaarrrtt kıcvııırrrttt gibi sesler çıkartan koli bantından uznun uzun ve bol bol bant ile koliyi sağlamlaştırın.sarın sarmalayın.

Leş bir insan haline de bürünürsünüz bu süreçte ,üstbaş paspal ve kirlidir.bu geçici durumu çok takmayın.

En belalı işler bunlar gibi gözüksede aslında değildir, bürokratik işler daha fenadır.Herşey silbaştan olacaktır, elektrik, su ,telefon, doğalgaz vs. eski yerde kapatılıp yeni yerde açtırılmalıdır.Bu süreç işte esas yıpratıcı olandır. bu tip konular için emekli anne ,baba gibi akrabalara vekalet vermek çok güzl bir çözümdür.zira iş hayatında izin isteyen insana hayret dolu gözlerle bakan patronlar olduğu sürece bu vekalet işi gereklidir.yoksa patrona halil isyanı çıkarıp sonsuz izinde rahaaat rahaaat taşınırsınız.

Taşınırken genelde birşeyler az önce de söylediğim gibi illa atılır,kırılır ,kaybolur.
Ne demişler 3 korner 1 penaltı yok yok öyle değildi 3 taşınma 1 yangına eşittir diye doğru valla.

Yazı da çok dağınık oldu be, ama normal konu dağınık, kim diyebilir ki süper düzenli taşındım ben, hiç bir araya gelmemiş eşyalar bile koli içinde bir aradadır.bu yazıda böyle normal olarak.

Sonra kamyona yükleme esnasında genelde anneler "ay ay evladım dikkat et onlar bilmem nerden beri kullandığım porselenler" vs diye paniklerler.konu komşu çıkar "hımmm birileri taşınıyor galiba" edalarıyla izlerler mevzuyu.

Kavga gürültü eksik olmaz herkes gergindir birbirine patlar. uyku zaten haram olmuştur yatacak yer sıkıntılıdır
hep erken uyanılır.ara ara annelerin filan ağlam krizleri gelebilir, sizi de tüm eşyaları hazır bir araya toplamışken
benzin döküp cayır cayır yakma isteği gelebilir ama bunları taşınacağınız yeni yuvanızdaki mutlu günlerinizi düşünerek bertaraf edin.

Daha nice ayrıntılar vardır ama şu an taşındığımdan kafamda ortam da çok dağınık aklıma geldikçe gözüme iliştikçe yazarım olmadı devamını.

Sonuç olarak işkence gibi gözüksede mecburi olmadığı sürece güzeldir taşınmak , hayatınız rutinden çıkar
bir süreliğine yenilenmiş olur.
Bu sebeple şunu söyleyebilirim ki bu hayatta ne kadar az şeye sahipseniz o kadar özgürsünüz ve hayat o kadar kolay.Taşınmak da hayatın bir modeli, az eşyan varsa derdin de az.


Şu aşağıdaki gibi olsa aslında çok kolay olur ama :))))

A©G